| | Üretsiz Blog oluştur
 
Aug
30
    
aycankaplan | 30 Ağustos 2009 00:41 | fav | Etiketler:  
Öğrencilerin, en kısa zaman içinde başarılı olabilmesi iki ana etkene bağlıdır; dış etkenler ve kişinin kendisi ile ilgili olan iç etkenler. Dış Etkenler 1-Plan yapılmalı Günlük yaşantımızın içinde calışma, dinlenme, oyun, eğlence gibi konuların hangi saatlerde ve ne kadar süre boyunca yapılacağının belirlenmesidir. Kısaca, günlük zaman çizelgesidir. Hazırladığımız bu planı zorunlu olmadıkça değişiklik yapmadan ve saati saatine uygulamak kişiye önceleri zor gelebilir. Ancak bu plan uygulamaları alışkanlık haline getirildiğinde öğrencinin tüm yaşantısında başarılı olmasına en önemli etkendir. 2-Çalışma zamanı iyi ayarlanmalı Çalışmamızı biyolojik saatimize göre ayarlamalıyız. Dikkatimizi en iyi topladığımız, öğrenmemizin en iyi olduğu saatler bunun için en ideal zamandır. Örneğin bazı öğrenciler için bu sabah saati iken, bir başkası için akşam olabilir. Çalışma süresi de en az 45 dakika ile 1 saat olmalıdır ve gerektiğinde ödev ve yazı konularında bu 3 saate çıkabilir. Ders çalışma blokları arasında muhakkak 10-15 dakikalık bir dinlenme için zaman ayrılmalıdır. 3-Uygun bir çalışma yeri belirlenmeli Her öğrencinin kendi evinin yapısı ve şartlarına göre muhakkak bir çalışma odası ve masası olmalıdır. Eğer, odası yoksa evin bir köşesini çalışmak için ayırmalı ve burayı benimsemelidir. Tüm kitap ve malzemeleri burada elinin altında olmalıdir. Ayrıca ısı, ışık, ses gibi etkenleride kendi istediğine göre ayarlamalıdır. Kişinin Kendisi İle İlgili Olan İç Etkenler 1-Çalışılan konuya yoğunlaşmalı Öncelikle, öğrenilmesi istenen konunun veya dersin öğrenciye ne gibi yarar sağlayacağı (dersin amacı) kesin olarak belirginleştirilmelidir. Dikkatin, her türlü dış uyarıcılardan mümkün olduğunca uzak tutulması sağlanmalıdır. Öğrenilecek konunun günlük yaşamla ilişkisinin kurulması gereklidir. 2-Konuyu kavrama yetisi geliştirilmeli Öğrenmenin olabilmesi için, önce anlamak ve kavramak gerekmektedir. Anlama yetisinin gelişebilmesi için öncelikle konu; Dikkatlice okunmalı Öğrenilen bilgilerin, daha önce öğrenilmiş olan bilgilerle bağlantısı kurulmalı Konu içindeki örneklere dikkat edilerek, çalışılan konu kesin olarak kavranılmalı Çalışırken bütün – parça – bütün yöntemi uygulanmalı Hatırlama ve tekrarlar yapılmalı Sorular oluşturulup cevaplandırılmalı Önemli cümlelerin altı çizilmeli ve not alınmalı Kesin ve net olarak ana fikir çıkartılmalıdır Ayrıca; her dersin calışma sisteminin farklı oldugu dikkate alınmalıdır. Örneğin; biyoloji ve coğrafya çalışırken şekil ve haritadan yararlanılmalı, matematikte ise önceki konularda öğrenilmesi gereken kuralların çok iyi bilinmesi gerekliliği unutulmamalıdır.özel ders özelders İyi çalışmalar!


 
Aug
30
    
aycankaplan | 30 Ağustos 2009 00:40 | fav | Etiketler:  
Özel dersin öğrencinin notlarını iyileştirdiğini, çalışma becerilerini ve kendine güven duygusunu arttırdığını destekleyen bir çok sayıda araştırma var, ve de özel dersin hem faydalı hem de gerekli olduğu bir çok durum. Özel ders, öğrencinin zorlandığı bir konuda yardım sağlamanın yanı sıra farklı seviye ve durumdaki öğrencilere şu şekillerde yardımcı olabilir: Öğrenim zorluğu ve güçlüğü olan öğrencilere çalışma ve öğrenme becerilerini çok iyi seviyeye getirmede yardımcı olabilir. Üniversite giriş sınavı şeklinde periyodik olarak yapılan eleme sınavlarında düşük seviyede performans seyreden öğrencilere yardımcı olabilir. Akademik ve entellektüel olarak üstün seviyede olan öğrencileri ders ve konulara ilgili ve alakalı tutmada yardımcı olabilir. Özel dersin seviye ve hızı öğrenciye göre ayarlanabildiği için bu tip öğrencilere hızlı bir şekilde konu ve bilgi aktarımı yapılabilir. İlköğretim seviyesindeki öğrencilerin henüz yeni ve karmaşık konulara girilmeden temel dersleri özümsemesinde ve kavramasında yardımcı olabilir. Eleme sınavlarına hazırlanan öğrencilerin sınavlara en iyi şekilde hazırlanmalarında ve de puanlarını en üst seviyeye çıkartmalarında yardımcı olabilir. Belli bir konuda zorlanan öğrencilere yardımcı olabilir. Hepimiz hemen her konuda çok iyi ve çok basarılı olamayabiliriz. Bu yüzden bazılarımız özellikle zorlandığı konu ve alanlarda yardıma ihtiyaç duyabilmektedir. Yardım ve takviye amaçlı özel ders aldırmak isteyenlerin özel öğretmen tutmadan önce cevaplaması gereken temel sorular şunlardır: Bir öğretmeni iyi öğretmen yapan özellikler nelerdir? Öğretmenin sizi eğitmedeki amacı ne olmalıdır? Ne kadar süre özel ders almalısınız? Birebir tarzındamı yoksa dershane veya kurs gibi gruba yönelik bir programamı tercih etmelisiniz? İlk üç soru birbirleriyle çok yakından alakalı sorulardır. İyi öğretmen sadece sınav, sözlü ve ödev notlarının iyileştirilmesinde ve düzeltilmesinde yardımcı olmayıp, bunun yanında stratejik öğretim metodları kullanarak nasıl kendi kendinize konuları öğrenme ve kavrama yöntemleri ve becerileri geliştireceğini öğreten öğretmendir. Yardım ve takviye amaçlı özel öğretimin amacı öğrenciye konuyu nasıl öğreneceğini öğretmektir. Böylece özel öğretmen öğrencinin belli bir süre sonunda kendi ayakları üzerinde durabilir hale gelmesini sağlar. Bunun için gerekli süre öğrenciden öğrenciye değişmesine rağmen stratejik öğretim ile bu sonuç her hafta en az 1-2 saatlik birebir çalışma ile 8-10 hafta içinde beklenebilir. Özel öğretmen tutmadan önce araştırmanız gereken şu olmalıdır: Özel hazırlanmış bir program (ihtiyacınıza ve de öğrenme stilinize bağlı olarak) ile eğitimli ve de tecrübeli bir öğretmenden birebir şeklinde mi ders almalısınız, yoksa küçük bir grup içinde önceden belirlenmiş bir programa dahil olarak mı ders almalısınız. Özel öğretmenlerin eğitim seviyeleri, tecrübeleri ve stilleri farklı farklı oldugu gibi, etüd grupları ve de dershane tarzı kurumların da eğitim ve tecrübe seviyeleri birbirlerine göre farklılık gösterebilmektedir. Çok sayıda araştırma özel dersin faydalı olduğu kanısını ortaya koyarken, özel dersin faydalı olmadığını savunan araştırmalar özel dersin kendisinden ziyade özel dersin uygulama teknik ve biçimini hedef almaktadır. Tutmak isteyeceğiniz öğretmende dikkat etmeniz ve aramanız gereken özellikler şunları içermelidir: Özel öğretmenin eğitim ve tecrübesi: Eğitim ve öğretim verdiği alanda formasyona sahip olması. Özel öğretmenin öğretim stili veya tekniği: Stratejik öğretim metodları kullanarak öğrenciyi sınav, sözlü ve ödevlere hazırlamanın yanı sıra eldeki konuyla ilgili öğrenciye öğrenme yöntem ve taktiklerini öğretebilmesi. Bunun zıttı ise öğrenciye belli bir konu verip sadece o konu etrafinda kalarak belli soruları çözme ve cevaplaması, ödevinde yardımcı olması. Bu iki faktör özel dersin başarısı üzerinde çok önemli ve büyük rol oynamaktadır. Beklenildiği gibi tecrübeli ve kabiliyetli öğretmenlerin birebir yaptığı derslerde, öğrencilerin çoğu notlarında 2 veya 3 not gibi dramatik ölçüde artış görmektedir. Notlarında artış görülmeyen az sayıda öğrencinin ise okul ve özel derslerini aksatan öğrenciler olduğu görülmektedir. Buradan çıkarılacak sonuç, özel derslerin başarılı olabilmesi için, aynı anda iki şey gerçekleşmelidir. Birincisi, öğrencilerin hem okul hemde özel derslerine aksatmadan devam etmeleri. Ve de ikinci olarak, öğretmenlerin eğitimli olması ve de hem ders verdikleri konuda hem de statejik öğretim yöntemleri hakkında tecrübeli olmaları gerekmektedir. Sonuç olarak, özel ders in başarılı olabilmesi için, önce öğretmenin veya dershanenin kalifikasyonları ve tecrübesi konusunda araştırma yapmalısınız, ayrıca işlenen öğretim yöntemlerini bilmelisiniz. özel ders özelders


 
Aug
30
    
aycankaplan | 30 Ağustos 2009 00:40 | fav | Etiketler:  
Özel ders sırasında öğrencinin derse katılması ve tüm dikkatini derse vermesi dersin etkili ve verimli olabilmesi için en gerekli unsurlardan biridir. Bu unsur malesef her ders sırasında gerçekleşemeyebilir. Bu yazıda öğrencinin derse katılımını sağlayarak dersin işleyişini kolaylaştırıcı ve dersi faydalı hale getirici yöntemleri bulabilirsiniz. Ders sırasında hazırlıklı olunması gereken noktalar Öğrencinizin kendine olan güveni tam ve yerinde olmasına rağmen dersin amacı ve katkısını anlamadığı veya bilemediği zaman derse katılmaya isteksiz olabilir. Öğrenciniz kendisini ders hakkında rahatsız eden şeyleri size aktarmak istemeyebilir, sizden çekiniyor olabilir veya derse katkıda bulunucak birşeyleri olmadığını düşünüyor olabilir. Eğer öğrenciniz dersle ilgili herhangi bir problemi size anlatma veya aktarma güçlüğü çekiyorsa; neden, niçin tarzı öğrencinizi daha da zor durumda bırakıp köşeye sıkıştıracak sorulardan kaçınmaya çalışınız. Öğrenciniz ders süresince kendini size boyun eğmek zorundaymış gibi hissedebilir. Öğrencinizin dersten veya sizden gözü korkmuş da olabilir. Böyle durumlarda öğrencinizi cesaretlendirerek fikirlerini destekleyip kendine olan güvenini arttırmaya çalışabilirsiniz. Öğrenciniz sizi öğretmenden öte yargılayıcı ve değerlendirici birisi olarak algılayabilir. Bu genelde küçük yaş gruplarında olabilen ve dikkat edilmesi gereken bir durumdur. Öğrenciniz daha önce özel öğretmen ile birebir çalışma yapmamış olabilir. Dolayısıyla sizden ve dersten ne bekleyeceğini bilemediği için kafası karışmış olabilir. Öğrencilerinizin derse katılmasını teşvik edici ana noktalar Aşağıdaki şartlar sağlandığında öğrencilerin kendiliğinden derse katılmaları kolaylaşmaktadır: Sizin yanınızda kendilerini rahat hissettiklerinde Kendilerine saygı duyulduğunda ve destek verildiğinde Öğrenmeyi birlikte yapılan bir çalışma olarak gördüklerinde Açık ve net şekilde tam olarak neyin öğrenilmesi gerektiğini bildiklerinde Derse katılımcı olmanın önemini ve faydasını anladıkları zaman Gerçekçi ve başarılabilecek hedefler konulduğu zaman Öğrencinin katılımını sağlayacak ve arttıracak öğrenim metodları kullanıldıgı taktirde Derse giriş Yeni bir derse başlarken veya öğrenciyi yeni bir konuya tanıştırırken planlamış olduğunuz aktivitelere kısaca giriş ve tanıtım yaparak veya açık uçlu sorular sorarak (… hakkında ne düşünüyorsun?) öğrenciyi konunun içine yavaşça çekip dersinizi başlatabilirsiniz. Ders süresince Yeri geldiğinde yapılması yararlı olan noktalar: Destekleyici geri bildirim verilmeli Öğrencinin konuya olan ilgisi teşvik edilmeli Yanlış anlamalar düzeltilmeli Öğrencinin kabiliyet ve becerilerilerinin geliştirilmesi için: Öğrenci belli becerilerini kullandığında takdir edilmeli Kullanmadığı becerilerini kullanması için cesaretlendirilmeli Yapamadığı ve kavrayamadığı konularda ise, açık ve net şekilde neyin üzerinde durulması gerektiğini belirten geri bildirim verilmeli Tüm iletişim ve etkileşim boyunca arkadaşça davranılmalı ve destekleyici olunmalı Öğrenci ve öğretmenin derse katılımının dengelenmesi için: Öğrenci derse katılımında tenkit edilmemeli ve katılım esnasında öğrencinin sözü kesilmemeli Öğrenciyi tetikleyecek ve derse katacak konu ve malzemeleri ders boyunca öne sürülmeli Geri bildirimler çok sık olmayıp, yeri geldikçe ve mutlaka aralarına zaman koyarak yapılmalı Sessiz ve konuşkan olmayan öğrenciler soru sorarak veya davet edilerek konuya çekilmeye çalışılmalı Dersi sonlandırma Eğer ders sonunda ödev veriyorsanız, öğrencinin ödevi nasıl ele alıp çözebileceği konusunda bir miktar zaman harcayıp olası sorularını cevaplandırabilirsiniz. Ayrıca derslerin öğrencinize yardımcı olup olmadığını anlamak için ders bitiminde şu tarz sorular sorarak dersi sona erdirebilirsiniz: Bu dersimizin sonunda konu ile ilgili kafanızda ne gibi sorular oluştu? Bugün öğrendiğiniz en önemli veya faydalı şey sizce nedir? Dersimizin sonunda anlaşılamayan noktalar var mı? Katılımcı olmayan öğrencilerin aktive edilmesi Derse pek katılım göstermeyen öğrenciler ile sorular çözerken soruların cevaplarını hemen vermemeye çalışınız. Sonuca varmadan, öğrenciye ufak ipuçları vermeye veya ana adımların üzerinden tekrar tekrar geçmeye çalışınız. Öğrenciyi cesaretlendirebilirsiniz: Öğrenciler geri kaldıklarına inandıkları anda konuyla ilgilenmeyi, ödevlerini yapmayı ve çalışmalarını bırakabilirler. Kavranması gereken konuları organize edip başarılabilir bir program şekline getirebilirsiniz. Öğrenciye açıklarını nasıl kapatabileceğine dair yapıcı tavsiyeler vererek yol gösterebilirsiniz. Ders sonunda kendini değerlendirme ve geliştirme Öğrencilerinizin ve derslerinizin sayısı arttıkça kendinizi her ders sonu değerlendirip ders süresince hangi yöntemler çalıştı hangileri çalışmadı bunları hatırlayıp irdeleyebilirsiniz. Her ders sonu kendinize aşağıdaki soruları yönelterek kendinizi değerlendirebilirsiniz. Ne kadar iyi şekilde … ? Derse hazırlandım Konuyu öğrencime aktarabildim Öğrencime sorular sorup derse teşvik ettim Öğrencimin soru ve yorumlarını cevaplayabildim Öğrencime öğrenciden öte bir birey ve arkadaş gibi yaklaşabildim Dersi ana konu üzerinde toplayıp odaklandırdım Öğrencimin derse ve konuya olan ilgisini arttırdım Öğrencim zorlandığında yardım edebildim Konunun ana ve temel noktalarını belirginleştirip öğrencime aktarabildim Dersi sonlandırıp öğrencime ödev verdim özel ders özelders


 
Aug
30
    
aycankaplan | 30 Ağustos 2009 00:39 | fav | Etiketler:  
Matematiksel düşünme ve akıl yürütme, fen ve teknolojiye dayalı beceriye olan gereksinim hızla artmaktadır. Bir yüksek okulda veya iş yerlerinde başarılı olmanın anahtarlarından biri, en az ortaöğretim düzeyinde matematik bilmek; problem çözme becerilerini edinmektir. Öte yandan, ilköğretim ve ortaöğretim öğrencilerinin eğitimi sürecinde matematikle ilgili edinmesi yararlı olacak genel bakış noktaları ve açılım (perspektif) vardır. Bunlardan bazıları şunlardır: Matematik Yararlıdır: Matematik yaşadığımız ortamı ve çevreyi, doğayı, yer küremizi ve evreni anlamamıza, onun üzerinde kontrol gücü kazanmamızda bize yardımcıdır. Matematik Zevklidir: Matematik, zevkle öğrenilecek ve bulgulanacak (keşfedilecek) ilginç ilişkiler ve örüntüler (pattern) içerir. Matematiğin Ayrı ve Zengin İçeriği Vardır: Matematik diğer bilim dallarından farklı, fakat çok zengin içeriği olup bunlar yalnızca okul ve üniversite düzeyinde matematikle sınırlı değildir. Matematiksel Etkinlikler Çeşitlidir: Matematik etkinlikleri, sınıflama, sıralama, soyutlama, genelleme, ispat, problem çözme, nicelikleri sayı, sembol ve grafiklerle temsil etme, açıklama, yorumlama vb çeşitli uğraşılar içerir. Genel Amaçlar: Okul bağlamında, matematik eğitiminin beş ayrı boyutta amaçları bulunmaktadır. Bunlar: Toplumsal Amaç: Her yurttaşın matematik kullanıcısı olarak hazırlanması. Kültürel Amaç: Matematiğin kültürel senteze katkısı. Kişisel Amaç: Her kişinin yaşamında matematik eğitsel güçtür. Teknik Amaç: Matematikçilerin ve matematik bilimcilerinin yetiştirilmesi. Estetik Amaç: Matematiğin bir bilim dalı olarak kendine özgü özellikleri ve güzelliği. Matematiğin amaçlarını ve etkilerini genel olarak şöyle sıralayabiliriz: Günlük Yaşamda; · Düşünceleri açık ve kesin olarak belirtebilme · Sezgisel egemenlik ve sağduyu sahibi olabilme · Açık ve kesin anlatım gücü kazanma · Bağımsız ve özgün düşünme alışkanlığı geliştirme · Yeni düşünceleri kabule hazır olma · Kendine güven duygusu geliştirme ve güçlü kişilik özelliklerine sahip olma · Problem çözme becerilerini geliştirme ve bu becerileri gerçek yaşam problemlerini de içeren matematiksel problemleri çözmede kullanma Eğitim Hayatında; · Verileri sistematik olarak düzenleyebilme ve yorumlayabilme · Usavurma yoluyla doğru sonuçlara ulaşabilme · Temel ilişkileri bularak bir problemi çözümleyebilme · Özgün düşünebilme ve araştırabilme · Özel kavramları kesin olarak genelleyebilme. · Matematiksel usavurma, istatistiksel usavurmanın doğasını ve sınırlılıklarını kavrama · Sonuca ulaşmak için bilimsel düşünme ve usavurma alışkanlığı geliştirme · Düzenli çalışma alışkanlıkları ve bir konu üzerinde yoğunlaşabilme gücü geliştirme · Problem çözmede hesap makinesi ile bilgisayar kullanmayı öğrenerek matematiksel iletişim kurma · Bir görevi sistematik olarak ve mantıksal bir biçimde tanımlama alışkanlığı geliştirme Günlük yaşam ve eğitim hayatı şeklinde gruplara ayrılmasına rağmen matematik hayatın her alnında kullanıldığı için grupların birbirinden kesin sınırlar dahilinde ayrılması zordur. Bununla birlikte, toplumlarda matematikle ilgili bazı efsaneler yaratılmış olup bunların bazıları kuşaktan kuşağa aktarılarak günümüze kadar gelmiştir. Bunlardan bazıları şunlardır: · Matematik yapmak, doğru yanıtı elde etmektir. · Tüm yararlı matematik, yıllar önce keşfedilmiştir. · Matematikte başarılı olmak daha çok doğuştan yeteneklere bağlıdır çok çalışmaya değil. · Çok iş, az matematik gerektirir. Bu tür soruların yanıtını, matematik eğitimcileri uzun süre araştırmış, efsanelerin geçerli olmadığı görülmüştür. özel ders özelders


 
Aug
30
    
aycankaplan | 30 Ağustos 2009 00:38 | fav | Etiketler:  
• Özel Ders, birebir eğitim alarak maksimum başarıya ulaşmanızı sağlar. • Özel Ders sayesinde, sınıf ortamındaki bireysel farklılıklar ortadan kalkar, başarı kaçınılmaz hale gelir! özel ders


 
Aug
30
    
aycankaplan | 30 Ağustos 2009 00:37 | fav | Etiketler:  
Özel ders , eğitimin yetersiz olması, öğretmenlerin gerekli bilgi donanımına sahip olmaması ve öğrencinin sınıf ortamında dersi anlamaması durumunda velilerin acil çözüm için başvurduğu bir yöntemdir. Büyük şehirlerde “özel ders “ birçok kişi tarafından verildiği için velilerin öğrencilerine uygun “öğretmeni” seçerken daha dikkatli olmalarını da beraberinde getirmektedir. Özel Ders Öğretmenini seçerken nelere dikkat etmeli * Öğretmenin bilgi yeterliliği Özel ders sektör haline geldiği için bilgi birikime sahip olan öğretmenler tercih edilmelidir. Eğer dershane öğretmeni olduğunu söylüyorsa, mutlaka dershanesinden bir yetkili ile görüşülmeli ve gerekli bilgiler doğrulanmalıdır. Üniversite mezunu veya üniversite öğrencisi olduğunu söylüyorsa , onlardan da diploma veya öğrenci belgelerini mutlaka isteyiniz. * Özel derse karar vermeden önce mutlaka görüşme yapınız Özel ders verecek öğretmeni belirledikten sonra , öğrenciniz hakkında bilgi veriniz. Sizin öğrenciniz hakkında neler yapabileceğini sorunuz daha önceden sizin öğrencinizin seviyesine uygun başka öğrencilere ders verip vermediğini öğrenin. Öğrencinizle tanıştırdıktan sonra , öğretmen – öğrenci ilişkisini gözlemleyiniz. Sonuçları değerlendirdikten sonra , öğretmenin sizin için uygun olup olmadığına karar veriniz. * Mümkünse örnek ders yapmasını isteyin Derse gelen öğretmene öğrencinizle deneme dersi yapmasını söyleyiniz. Ders sonunda öğrencinize öğretmenden memnun olup olmadığını sorunuz. Öğretmenden memnunsa derse devam edebilirsiniz. Ders esnasında , öğretmenden izin alıp derse katılabilirsiniz. * Her ders sonunda bilgi vermesini isteyin. Öğrencinizle ders yaptıktan sonra öğretmenden ders ile ilgili bilgi vermesini isteyin. Derste hangi konuyu işlediğini, öğrencinizin dersteki performansını, verilen ödevleri yapıp yapmadığını sorunuz. Mümkünse, öğretmenden ders bilgilerini yazılı olarak isteyiniz. Böylece, öğrencinizin gelişimini aylık olarak takip edebilirsiniz. * Öğretmen ile her konuda anlaşınız Derse başlamadan , dersi yeri, dersin günü ve saati ücret, ücretin ödeme şekli gibi konularda mutlaka anlaşma sağlayın. Özellikle ücret konusunu öğrencinizin yanında konuşmamaya özen gösterin. Eğer ücreti ders sonunda nakit olarak ödemek istiyorsanız, zarf içinde veriniz. Öğrencinizin ücreti öğretmene vermesinden kesinlikle kaçınınız. Öğretmen – öğrenci ilişkisinde ücret konusunun konuşulmamasını sağlayın. Eğer ders esnasında evde değilseniz, ücreti aylık olarak elden veya banka yoluyla yatırabilirsiniz. özel ders özelders


 
Aug
30
    
aycankaplan | 30 Ağustos 2009 00:36 | fav | Etiketler:  
Meslek; “Bir kişinin hayatını kazanmak, geçimini sağlanmak için yaptığı iş” olarak tanımlanıyorsa da, sadece para kazanmak için yapılan devamlı bir iş değildir! Meslek, “Belli bir formasyonu gerektiren, bilgi, beceri, ustalık, sevgi ve ilgi isteyen sürekli (hayat boyu) bir iştir!” Meslek seçimi, bireyin yaşamında çok önemli bir olaydır. Meslek seçerken bir birey, kendine belli bir çalışma ortamı, belli bir bir yaşam biçimi seçmiş olur. Seçtiği bu yolda da başarısıyla kendini kanıtlamaya çalışır. Birey; yetenek, ilgi ve istekleri doğrultusunda meslek seçtiği oranda başarılı, verimli ve mutlu olur. Özelliklerini göz önünde tutmadan rastgele seçim yaptığında başarısız, verimsiz ve mutsuz olur. Bu nedenle birey, meslek seçerken, kendi özelliklerinle seçeceği mesleğin nitelikleri arasında uygunluk olmasına dikkat etmelidir. Araştırmalara göre, yetenek, beceri, ilgi ve ideallerine uygun meslek seçmiş olanların sayısı az, iş veya mesleğinden şikayet edenlerin sayısı çoktur. Her işte en yetenekli elemanları tercih edilmesi, bazı alanlarda meslek eğitiminin zorunlu olması, çoğunlukla meslek eğitiminin uzun, zahmetli ve masraflı olması, üniversiteye girmeyi başaran her gencin istediği dalda öğrenim görememesi, gencin arzu ettiği mesleği seçmesini engellemektedir. Buna karşılık rastlantılar, aile yapısı, ekonomik olaylar, çevre koşulları, bireysel özellikler, puan durumu vb. gencin meslek seçimini belirlemektedir. Meslek Seçiminde Rastlantıların Rolü: İnsan yaşamının birçok alanında olduğu gibi, meslek seçiminde de rastlantıların payı büyüktür. Başarısızlık, aile baskısı, parasal zorluklar vb. gibi nedenlerle okulu terkedip, iş hayatına atılanların, kendilerine ilk önerilen veya karşılarına çıkan işi kabul edip, bir işe girişlerinde rastlantıların etkili olduğu görülür. İlgilerin çok sık değiştiği, yeteneklerin tam olarak ifade edilemediği, kararsızlıkların yoğun olduğu ergenlik döneminde de rastlantıların rolü inkar edilemez. Gençlerin büyük bir kısmı, ya kendi özelliklerinden emin olmadığından, ya meslekleri iyi tanımadığından, veya her iki alanda yeterli bilgiye sahip olmadığından, meslek seçiminde bir şaşkınlık, bir bocalama devresi geçirir. Rastlantıların, başarıdaki payının düşük olduğu gerçeği de asla gözardı edilmemelidir! Meslek Seçiminde Ailenin Rolü: Gencin meslek seçiminde ailenin çok büyük etkisi vardır. Ailenin ekonomik düzeyi ile kültür düzeyinin, gencin meslek seçimini olumlu veya olumsuz yönde etkilediği bir gerçektir. Araştırmalar göstermiştir ki, ekonomik ve kültürel düzeyi yüksek olan ailelerde gençler, yetenek ve ilgileri doğrultusunda destek görmektedirler. Ekonomik ve kültürel olanakları elverişsiz olan ailelerde gençler, kısa zamanda büyük kazanç getirecek veya itibar sağlıyacak, moda mesleklere yönlendirilmektedir. Aile baskısının egemen olduğu hallerde ve mesleğin babadan oğula geçmesi şeklindeki geleneğin sürdürüldüğü ailelerde, gence, baba mesleğini sürdürmesi için baskı yapıldığı görülmektedir. Koşullandırma veya baskı yoluyla eğitilen bir gencin, ya baba mesleğine yöneldiği veya ailesine başkaldırarak, idealindeki mesleğe sahip olabilmek için ortamından uzaklaştığı gözlenmektedir. Bazı aileler, kendi çocukluk veya gençliklerinde yapamadıklarını, çocuklarının yaşamında gerçekleştirmeye çalışırlar. Zorlama sonucunda gencin, baba veya anne isteğine boyun eğdiği veya isyan ettiği görülür. Sözü geçen bu aile modellerinde, birey – meslek uygunluğu gözönünde bulundurulmadığından, ne gencin başarısı düşünülür, ne de mutluluğu. Burada önemli olan, ailenin isteklerinin gerçekleşmesi, ailenin yapmış olduğu meslek seçiminin genç tarafından benimsenmesidir. Bazı ailelerde görülen bir başka hatalı davranış örneği de, meslek seçiminde gencin tamamen yardımsız, desteksiz ve başıboş bırakılmasıdır. Çocuklarına meslek seçimi konusunda rehberlik edemeyen aileler, onların meslek seçimi tercihine ilgisiz kalmakla, demokratik davrandıklarını ve sorumluluktan kurtulmuş olduklarını zannetmektedirler. Kendi arzu ve özlemlerine ters düşse de, çocuğunun seçimini onaylayan ve ona destek olan aileleler de yok değildir. Sayıları çok olmamakla birlikte, bilgili ve bilinçli bir şekilde, çocuğunun meslek seçimini olumlu yönde etkileyen ailelerin varlığı da inkar edilemez. Ancak pekçok iyi niyetli ve anlayışlı anne – baba, bu konuda çocuğuna yardımcı olamamanın sıkıntısı içindedir. Çünkü meslek seçme sorununun kendiliğinden çözümlendiği devirler artık çok gerilerde kalmıştır. Meslek Seçiminde Çevrenin Rolü: Çevrede anne – babanın dışında, hayranlık duyulan bir yetişkinin, belli bir alanda çalışması, bu yetişkinin model olarak alınması, gencin o yetişkinin mesleğine yönelmesine yol açabilir. Veya tersine, sevilen, sayılan bir büyüğün bir alanda başarısız olması, bir işten nefretle söz etmesi, gencin o iş alanından uzaklaşmasına neden olabilir. Meslek Seçiminde Bireysel Özelliklerin Rolü: Yapılan araştırmalarda, etkinlik oranı belirlenmemiş olmakla birlikte, yetenek ve beceri gibi bireysel özelliklerle, kuvvetli ve sürekli ilgi ve isteklerin meslek tercihlerinde rol oynadıkları görülmüştür. Ekonomik düzeyi yüksek olan ve işsizlik sorununun büyük olmadığı ülkelerde, kişisel zevklerin meslek seçiminde etkili bir faktör olduğu saptanmış; ekonominin az gelişmiş olduğu ülkelerde, yüksek bir kazanca, devamlı ve güvenilir bir işe sahip olma isteğinin, meslek seçiminde birinci planda rol oynadığı belirlenmiştir. Para ve mevki hırsı, kolay ve zahmetsiz bir iş bulma arzusu, başarıya götüren en kısa yolu seçme isteği, ailesine ve çevreye kendini kanıtlama ihtiyacının da zaman zaman genci yönlendirdiği ortaya çıkmıştır. Özellikle ergenlik dönemi, meslek seçimini özel bir şekilde etkiler. Ergenlik döneminde duyulan güvensizlik ve kararsızlık, atlatılan büyüme ve gelişme krizleri, aniden beliren fizyolojik değişiklikler vb. dünyayı değiştirme ümidi, bulunduğu ortamdan uzaklaşma arzusu, macera yaşama isteği vb. özellikler, gençlerin meslek tercihlerini etkiler. Bu dönemde bilim adamı, astronot, pilot, hostes, artist, televizyoncu olma gibi istekler çok yaygındır. İstenilen bu meslekler -gencin gözünde- insanı yücelten, alışılagelmiş yaşam biçiminden kurtaran, ona ün ve değer kazandıran, onun yeni bir ortama girmesini sağlayan mesleklerdir. Bu nedenle uzmanlar, ergenlik döneminde sıklıkla tercih edilen bu mesleklere “ergenlik meslekleri” veya “kaçış meslekleri” adını vermektedirler. Çocukluk döneminde yaşanan duygusal deneyimlerle, anne – baba – çocuk arasında kurulan duygusal ilişkilerin bireyin meslek seçiminde etkili olduğu ileri sürülebilir. Hatta çocukluğunda, üzüntü ve kırıklık dolu deneyimler yaşamış olan bireylerin daha çok nesnelere, çocukluklarında sevgi, şefkat ve güvene dayalı ilişkiler kurmuş olanların ise, insanlara yönelik meslekleri tercih ettikleri savunulur. Uzmanlara göre, insanların büyük çoğunluğu için meslek seçimi, çözümü güç bir sorundur. Çoğu zaman rastlantılar, aile ve çevre koşulları, bu soruna çözüm getirmekte, bu arada da birey ve meslek uygunluğu gözden kaçmaktadır. Meslek Seçimi Aşamasında, Yerinde Bir Karar İçin Gence Düşen Görevler: Genç kendisini tanımalıdır. Genç; bedensel özellikleri, sağlık durumu, güçlü ve zayıf yönleri, zeka özellikleri, özel yetenekleri, ilgi ve istekleri, kişilik ve karakter yapısı, ulaşmak istediği idealler hakkında bilgi sahibi olmalıdır. Genç; meslekleri tanımalı, tercih etmek istediği meslekler hakkında bilgi toplamalı ve bu meslekleri çeşitli kaynaklardan tanımaya çalışmalıdır. Genç; mesleklerin çalışma ortamını ve koşullarını, meslekte aranan yaş, yetenek, cinsiyet özelliklerini, yapılacak işin niteliğini, mesleğe nasıl hazırlanıldığını, meslekteki ilerleme şansını, kazanç durumunu, iş bulma olanaklarını ve işin geçerliliğini bilmelidir. Genç, kendi özellikleriyle, seçmeyi düşündüğü mesleğin nitelikleri arasındaki uygunluğu, paralelliği araştırmalıdır. Genç, rastgele meslek seçimi yapmaktan kaçınmalı, seçmeyi düşündüğü meslekte aranan niteliklerin kendisinde bulunup bulunmadığını gözden geçirmelidir. Genç, yetenekli olmadığı, ilgi duymadığı, sevmediği, sadece moda olan bir alana, mesleğe yönelmekten ve ani kararlar almaktan kaçınmalı, seçeceği mesleğin bütün yaşamını şekillendireceğini unutmamalıdır. Genç, birey – meslek uygunluğu sağlandığı takdirde ancak mutlu olabileceğini hatırdan çıkartmamalıdır.özel ders Prof. Dr. Norma Razon


 
Aug
30
    
aycankaplan | 30 Ağustos 2009 00:35 | fav | Etiketler:  
Matematik ve Geometri dersinin sayısal puanının oluşumundaki katkısı % 42, eşit ağırlıkta % 34 ve sözel puanda % 10′dur. Her üç puan türü için de yüzdelik oran açısından son derece yüksek değere sahip bir ders olan matematik ve geometrinin sorularının ciddiyetle çözülmesi öğrenciye sınav kazanma açısından büyük bir avantaj sağlayacaktır. Dolayısıyla, böylesine önemli bir dersin sorularını çözmeden sınavın kazanılması pek mümkün gözükmemektedir. ÖSS bir sıralama sınavı olduğundan soruların zorluk dereceleri, yani zor veya kolay olması önemli değildir; çünkü bu durum sadece puanı değiştirir; esas olan sıralamayı değiştirmez. ÖSS’deki matematik soruları içinde soru yoğunluğu bulunan konular; ‘’sayılar, problemler, üçgen, dörtgen, çember ve doğrunun analitiği”dir. ÖSS’de sorulan matematik – geometri soruları özellik açısından ezber bilgiye dayanmayan, pratik düşünmeyi ve hızlı yorumlamayı gerektiren, aynı zamanda hatasız işlemler ile sonuca varılmasını sağlayan sorulardan oluşmaktadır. Bunun için, öğrencilerin matematik – geometri çalışırken aşağıda anlatılacak olan yöntemi takip etmeleri büyük fayda sağlayacaktır. Öncelikle gazetede yayınlanacak olan her denemeyi, ÖSS’de matematik dersi için ayrılan sürede yapmak gerekmektedir. Bu zaman uygulaması öğrencilerin, kısa zamanda daha çok soru yapmalarına, dolayısıyla soru çözme hızlarının artmasını sağlayacaktır. Matematik sorularını, ayrılan sürede çözdükten sonra, her bir soruyu ayrı ayrı aşağıdaki şekilde analiz etmek, öğrencilerin bu dersteki başarılarına inanılmaz ölçüde fayda sağlayacaktır. Soru size hiçbir şey ifade etmiyor ise bu soruyu içeren konuyu tekrar, adım adım çalışmanız gerekir. Çözemediğiniz sorulardan sonra hemen cevap anahtarına bakmak yerine, soru üzerinde tekrar tekrar düşünüp, yapmak için çok uğraşıp en son çare olarak cevap anahtarına bakmalısınız. Sorunun çözümünde yorum hatası yaptıysanız, geri dönüp konuyu tekrar gözden geçirmeli ve hatanızın ne olduğunu öğrenmelisiniz. Sorunun çözümünde, çözüm yolunuz doğru olduğu halde işlem hatası yaptığınızdan doğru sonuca ulaşamadıysanız hatanız her ne ise altını çizerek bir yere not etmeli ve bir sonraki sınavda aynı hatayı yapmamaya çalışmalısınız. Soruyu doğru çözdüyseniz, sorunun kenarına bir işaret koyunuz. Bu işaretlerin çokluğu size moral verecektir. Konuyu çok iyi bilmekle, o konuyla ilgili soruları yapabilmek farklı şeylerdir. Konuyu iyi bildiğiniz halde, o konuyu içeren soruları çözemediyseniz konuyu iyi bilmeniz size tek başına katkı sağlamaz. Ancak bu ikisi bir araya geldiği zaman yani konuyu iyi bilmek ve o konuyla ilgili çok fazla soru çözmek gerçekleştiği zaman sonuç sizin lehinize olacaktır. Tüm bu anlatılanlardan sonra aşağıdaki minik alıntı, eminim ki size hayatta her işte olduğu gibi bu dersin başarılmasında da pratik yapmanın ve çok çalışmanın önemini vurgulayacaktır.özelders özel ders


 
Aug
30
    
aycankaplan | 30 Ağustos 2009 00:35 | fav | Etiketler:  
Sınavda sorulan 44 Fen Bilimleri sorusunun 19′u Fizik dersi ile ilgilidir. Ortaöğretim boyunca öğrenilen fizik bilgilerinin ölçümüne yönelik bu sorular asla küçümsenmeyecek bir orana sahiptir. Fen sorularının % 43 ‘ünü oluşturmaktadır. Sayısal puana ihtiyaç duyan hiçbir öğrenci bu gerçeği gözardı etmemelidir. Ayrıca yeni sınav sisteminin ortaya çıkardığı bir gerçek de ”Eşit Ağırlık” puanı hedefleyen öğrencilerin fizik sorularıyla avantaj elde edebilecekleri gerçeğidir. EA alanında çalışan öğrenciler doğru yanıtlayacakları fizik sorularıyla öne geçme şansını yakalayacaklardır. Sınava yönelik ”fizik” çalışmalarında öğrenciler, temel kavramların öğrenilmesini esas almalıdırlar. Çünkü ÖSS’de ”Temel kavramlarla düşünebilme” gücünü ölçmeye yönelik sorular öne çıkmaktadır. Bu bağlamda, ayrıntı bilgiler ve soruların ayrıntılı bilgilere dayalı olarak çözümü işi zora sokacaktır. Genel kavramlarla ilgili temel bilgiler ve özetleyici nitelikteki formüller ne kadar iyi bilinirse ”fizik” dersinin zorluğu da o ölçüde ortadan kalkmış olacaktır. Örneğin ”optik ” konulu sorularda yansıma ve kırılmayla ilgili temel kavramların ve bunları sonuçlandıran formüllerin bilinmesi yeterlidir. Sınavın ”ÖSS” adıyla yapılması sınavla ilgili yanlış değerlendirmelere yol açmaktadır. ”ÖSS, ÖYS gibi zor bir sınav değildir” düşüncesi yanlıştır. Fizik soruları göstermektedir ki, ÖSS’de çıkan sorular, zorluk derecesi bakımından ÖYS’deki soruları aratmayacak nitelikte olabilir. Çünkü ÖYS’de sorular tek bir konuyu içerirken, ÖSS’de bir soru, birden çok konuyu içerebilmektedir. Sonuç olarak tüm derslerde olduğu gibi fizikte de başarının yolu sistemli, bilinçli çalışmaktan geçer. Neyi, niçin öğrenmesi gerektiğini bilenler sınavdaki fizik sorularıyla dost olabilir.özel ders özelders


 
Aug
30
    
aycankaplan | 30 Ağustos 2009 00:34 | fav | Etiketler:  
ÖSS-SAY puanının yanı sıra, ÖSS-EA PUAN türünde de öğrencilere başarıya getirebilen bir ders konumundaki kimyadan, ÖSS ‘de 13-14 soru sorulmaktadır. Sorular, ağırlıklı olarak Madde Bilgisi, Atom ve Periyodik Cetvel, Çekirdek Tepkimeleri, Temel Kavramlar, Gazlar ve Çözeltiler konularından gelmektedir. Ancak Kimyasal Tepkimelerde Enerji, Isı Hesaplamaları, Asitler ve Bazlar ile Yükseltgenme ve İndirgenme bölümlerinden de sorulara yer verilmektedir. Geçen yıl (1999-ÖSS), özellikle temel kavramlar (Mol Kavramı, Kimyanın Temel Tasaları, Kimyasal Denklemler ve Hesaplamalar), Gazlar ve Çözeltilerden, ÖSS’ den çok, daha önceki yıllarda yapılan ÖYS türü sorulara benzer soruların yer alması kimyanın seçicilik özelliğini arttırmıştır. Bu özellikler doğrultusunda öğrencilere tavsiyem, konuların temel bilgilerini, o konunun teorisini en ince ayrıntısına kadar özümlemeleridir. Çok soru çözerek hız kazanmak yanında bilgiyi kullanma becerilerini arttırmalıdırlar. özelders özel ders